Menü KAHRAMANMARAŞ Yorum Gazetesi
M. Nedim Tepebaşı

M. Nedim Tepebaşı

Tarih: 24.09.2014 00:00

Kahramanmaraş Dosyası 5

Facebook Twitter Linked-in

Çarpık yapılaşma her kent gibi Kahramanmaraş"ın da sorunlarının ilk sırasında yerini almaktadır. Gecekondulaşmanın baş aktörleri ne yazık ki belediyelerdir. Daha çok, fabrikalaşmanın arttığı kentlerde, işçiye ihtiyaç duyulmuş, işçiye ihtiyaç oldukça da köyden kente göç artmıştır. Bir tarafta işverenlerin düşük ücretle işçi çalıştırma isteği, diğer tarafta arazide çalışmaktansa sağlıksız da olsa fabrikada, daha rahat bir ortamda çalışmanın tercih edilmesi, işin mevsimlik olmayıp sürekli olması ve kent yaşamının cazibesi köyden kente göçü daha da hızlandırmıştır. Sebep ne olursa olsun ülke genelinde olduğu gibi göç Kahramanmaraş"ta da iyi yönetilememiştir.

Yöneticilik ön görü ve seziyi gerektirdiği gibi gidişatı, ani ve hızlı gelişmeleri yönlendirebilme becerisine sahip olmayı da gerektirir. Sel gelmeden önce altyapısını, sel gelecekmiş gibi yapıp tedbirini olan, sel geldiğinde kazasız belasız afeti atlatabilecek ya da en az hasarla savuşturacaktır. Yöneticiler, kentlerin sanayileşmeye yönelik sinyallerini önceden algılayabilmeli, buna bağlı olarak yakın zamanda göçün hız kazanacağını görebilmeli ve buna hazırlıklı olmalıydılar. Göç başladıktan sonra alınan tedbirler çok da fayda vermediği gibi çoğu zaman da gelişmeler yöneticiyi aciz bırakmaktadır.

Göç eden her kişi, göç ettiği yere bir yük getirecektir. Her kişinin altyapıya bir maliyeti ve yükü vardır. Şayet bunlar çözüme kavuşturulmamışsa beklenmedik sıkıntıların kapıda beklediğini herkes bilmelidir.

Kimi yöneticiler gecekondulaşmaya göz yumarak göçün getirdiği sorunlara çözüm bulduklarını zannetmişler hatta gecekondu ev yapanlara kum, çimento, demir gibi malzemeler vermek suretiyle sıkıntıyı bir an önce bitirmeye çalışmışlardır. Bunun adına da "yardım" demişlerdir. Hâlbuki asıl çözümsüzlük malzeme vermekle başlamış olmaktadır. Plansız bir şekilde yapılaşan bu yerlerin altyapıya olan ihtiyaçları en kısa zamanda haklı istekler olarak yönetime gelmeye başlayacaktır. Ayrıca çözüm olarak görülen bu uygulamanın içerisinde haksızlık vardır. Aynı düzeyde mali imkâna sahip olanların ya da imkânı olmayanların hepsine aynı ve adaletli bir şekilde muamele yapılabilecek midir? İş derinleştirilecek olursa halkın tamamının hakkını korumak mümkün olacak mıdır?

Bu tür olaylarda bir değil daha fazla haksızlık vardır. Önce malzeme verilmek suretiyle gecekonduculuk tevşih edilmektedir, işin içerisinde eşit dağıtım/paylaşım yoktur, görüntü bozuklukları oluşturulmaktadır, insanların sağlıksız binalarda yaşamalarına sebep olunmaktadır, sonra da yıkmak suretiyle ikinci kez kamu zarara uğratılmaktadır. Nitekim şehrin güneyinde, üstelik heyelan bölgesinde, zirve yapan gecekondulaşma olası bir felaket karşısında can ve mal kaybının önlenmesi adına yıkılmaya başlanmıştır.

Geçmiş zamanda Vali Yardımcılarımızdan birisi, gecekondunun önlemesine yönelik bir proje teklifinde bulunmuştu. 60-70metrekarelik,kullanışı evler yapılmasını, bu evleri de gecekondu yapma teşebbüsünde bulunanlara, evi olmayan ihtiyaç sahiplerine, en düşük kira bedeli kadar aylık ödeme planıyla uzun vadede ödemek üzere verilmesini, içinde otururken borcu bittiğinde evin o kişiye tapu edilmesini önermişti.

O günkü hesaba göre yaklaşık 30 000 Lira civarında bir maliyeti olacak bu proje için bir fon ayrılması, bir müddet sonra işin kendi içerisinde döner hâle geleceği öngörüsü ile programlanabileceği üzerinde konuşmuştuk. Bu tür işlerin, projelendirilip uygulamaya konulmasını ben her zaman desteklemiş ve yanında olmuşumdur. Ancak birçok kereler olduğu gibi Belediye Başkanın bu teklifi kolayına kabul etmeyeceği varsayımı ile konuyu Başkan Bey"e ileteceğimi söylemiştim. Nitekim Başkana söylediğimde, tahmin ettiğim bir şekilde, bu tür işlere kesinlikle girmeyeceği tepkisini vermişti.

Ancak bir müddet sonra ne olduysa oldu, bir duyduk ki Güzel Evler projesi devreye girdi. Kısa sürede müracaatlar tavan yaptı. Kura ile evler sahiplerini buldu. Bu arada kurada ismi çıkanların, hazırda verecekleri paraları varsa peşinatını verdiler, peşinat verecek gücü olmayanlar mahzur görmemişler ise kredi kullandılar, kredi kullanmayı mubah görmeyenler geri çekildiler ve kirada oturmaya devam ettiler! Neticede her zaman dışarıda klanlar yine dışarıda kaldılar.

Daha sonra yine ne olduysa oldu, konut yaptırma işleri hem de hız kazanarak devam etti. Ben, vatandaşın lehine yapılan işleri her zaman takdir eder ve desteklerim. Ancak biz bir şey söylediğimiz zaman tekliflerimizin bir kısmına karşı olumsuz tepki verilmesini, bir müddet sonra ise bu işlerin yapılıyor olmasını, hem de hararetle savunarak sahiplenilmesini bir türlü anlayabilmiş değilim. Önemli olan tabi ki memleket ve millet yararına işlerin yapılmasıdır. Demem odur ki vatandaşın yararlanacağı, kentin sorunlarının çözüme kavuşacağı, ilimizin güzelleşeceği projeler üzerinde birlikte hareket edilseydi de halkımız ve memleketimiz kazansaydı daha iyi olmaz mıydı? İşte siyasette anlaşılması zor işlerdir bunlar!

Yöneticiler her zaman vatandaşı doğru işlere yönlendirmeye, onların işlerini kolaylaştırmaya, kolaylaştırayım derken yönetime yeni yük getirmemeye özen göstermelidirler. Kahramanmaraş"ın yerleşim olarak en güzel yerlerinden biri olan "Gecekondu Önleme Bölgesi" ilan edilen yerde bu kriterlere bağlı kalınmadığı için başlangıçta yeni bir gecekondu ihdas edilmiş oldu. Neyse ki sonradan o bölgede apartmanlaşma eğilimi başladı da işler biraz daha düzenli yürütülür oldu. Daha önce kontrolsüz yapılan binaların yeni yapılara uyum sağlayan yapılara dönüştürülmesi uzun zaman alacaktır. Bu bölgede çok güzel projeler üretmek mümkünken orası da aceleye getirilerek kısmen de olsa heder edilmiştir.

Yönetim her zaman vatandaştan önünde yürüyebilmelidir. Yani kentin hangi bölgesi diğerlerinden önce gelişme eğiliminde ise yönetici onu tespit edebilmelidirler. Böyle olmadığı zaman sıkıntı yaşanması kaçınılmaz olacaktır. Fatmalı bölgesinde gelişen olumsuz yapılaşmanın önlenmesi bakımından erken hareket edilmesini önermiştim. Burasının, er ya da biraz geç, şehir merkezine bağlanacağını, zamanın İmar Komisyonu Başkanı Cemal Bey"e özellikle söylemiştim. O zaman üzerinde durulmadı ya da durulamadı! Bir ara Kayseri istikameti çevre yolundan o bölgeye köprü yapılacağı konuşuldu ise de herhangi bir çalışma olmadı. Aradan o kadar çok zamanda geçmedi ama köyler bile mahalle oldu.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —