Yunus Suresi
21: Kendilerine dokunan
(kıtlık ve hastalık gibi) bir sıkıntıdan sonra insanlara bir rahmet (esenlik)
tattırdığımız zaman, bir de bakarsın ki âyetlerimiz hakkında onların bir tuzağı
vardır. De ki: Allah"ın tuzağı daha süratlidir. Şüphesiz elçilerimiz kurduğunuz
tuzakları yazıyorlar.
22: Sizi karada ve denizde
gezdiren O"dur. Hatta siz gemilerde bulunduğunuz, o gemiler de içindekileri
tatlı bir rüzgârla alıp götürdükleri ve (yolcular) bu yüzden neşelendikleri
zaman, o gemiye şiddetli bir fırtına gelip çatar, her yerden onlara dalgalar
hücum eder ve onlar çepeçevre kuşatıldıklarını anlarlar da dini yalnız Allah"a
halis kılarak: «Andolsun eğer bizi bundan kurtarırsan mutlaka şükredenlerden
olacağız» diye Allah"a yalvarırlar.
23: Fakat Allah onları
kurtarınca bir de bakarsın ki onlar, yine haksız yere taşkınlık ediyorlar. Ey
insanlar! Sizin taşkınlığınız ancak kendi aleyhinizedir; (bununla) sadece fâni
dünya hayatının menfaatini elde edersiniz; sonunda dönüşünüz yine bizedir. O
zaman yapmakta olduklarınızı size haber vereceğiz.
24: Dünya hayatının durumu,
gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki, insanların ve hayvanların
yiyeceklerinden olan yeryüzü bitkileri o su sayesinde gürleşip birbirine girer.
Nihayet yeryüzü zinetini takınıp, (rengârenk) süslendiği ve sahipleri de onun
üzerinde kudret sahibi olduklarını sandıkları bir sırada, bir gece veya gündüz
ona emrimiz (âfetimiz) gelir de onu sanki dün yerinde yokmuş gibi kökünden
koparılarak biçilmiş bir hale getiririz. İşte iyi düşünecek kavimler için
âyetlerimizi böyle açıklıyoruz.
25: Allah kullarını esenlik
yurduna çağırıyor ve O, dilediğini doğru yola iletir.
26: Güzel davrananlara daha
güzel karşılık, bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir toz (kara leke)
bulaşır ne de bir horluk (gelir). İşte onlar cennet ehlidirler. Ve onlar orada
ebedî kalacaklardır.
27: Kötülük yapanlara gelince,
kötülüğün cezası misli iledir. Onları zillet kaplayacaktır. Onları Allah"a
karşı koruyacak hiç kimse yoktur. Onların yüzleri sanki karanlık geceden bir
parçaya bürünmüştür. İşte onlar da cehennem ehlidir. Onlar orada ebedî
kalacaklardır.
54: (O zaman) zulmeden herkes
yeryüzündeki bütün servete sahip olsa (azaptan kurtulmak için) elbette onu feda
eder. Ve azabı gördükleri zaman için için yanarlar. Aralarında adaletle
hükmolunur ve onlara zulmedilmez.
55: Bilesiniz ki, göklerde ve
yerde olan her şey Allah"ındır. Yine bilesiniz ki, Allah"ın vâdi haktır, fakat
onların çoğu bilmez.
56: O hem diriltir hem de
öldürür ve yalnız O"na döndürüleceksiniz.
57: Ey insanlar! Size
Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve
rahmet gelmiştir.
58: De ki: Ancak Allah"ın
lütfu ve rahmetiyle, işte bunlarla sevinsinler. Bu, onların (dünya malı olarak)
topladıklarından daha hayırlıdır.
101: De ki: «Göklerde ve yerde
neler var, bakın (da ibret alın!)» Fakat inanmayan bir topluma deliller ve
uyarılar fayda sağlamaz.
102: Onlar, kendilerinden önce
gelip geçmiş toplumların (acıklı) günlerinin benzerlerinden başkasını mı
bekliyorlar? De ki: Haydi bekleyin! Şüphesiz ben de sizinle beraber
bekleyenlerdenim.
103: Biz, sonra
peygamberlerimizi ve aynı şekilde iman edenleri kurtarırız. İnananları
üzerimize bir borç olarak kurtaracağız.
104: De ki: «Ey insanlar!
Benim dinimden şüphede iseniz, (bilin ki) ben Allah"ı bırakıp da sizin
taptıklarınıza tapmam, fakat ancak sizi öldürecek olan Allah"a kulluk ederim.
Bana müminlerden olmam emrolundu.»
105: «Ve (bana) hanîf
(Allah"ın birliğini tanıyıcı) olarak yüzünü dine çevir; sakın müşriklerden
olma, diye (emredildi).»
106: Allah"ı bırakıp da sana
fayda veya zarar vermeyecek şeylere tapma. Eğer bunu yaparsan, o takdirde sen
mutlaka zalimlerden olursun.
107: Eğer Allah sana bir zarar
dokundurursa, onu yine O"ndan başka giderecek yoktur. Eğer sana bir hayır
dilerse, O"nun keremini geri çevirecek de yoktur. O, hayrını kullarından
dilediğine eriştirir. Ve O bağışlayandır, esirgeyendir.
108: De ki: Ey insanlar! Size
Rabbinizden Hak (Kur"an) gelmiştir. Artık kim doğru yola gelirse, ancak kendisi
için gelecektir. Kim de saparsa, o da ancak kendi aleyhine sapacaktır. Ben
sizin üzerinize vekil değilim. (Sadece tebliğ etmekle memurum).
109: (Resûlüm!) Sen, sana
vahyolunana uy ve Allah hükmedinceye kadar sabret. O hakimlerin en hayırlısıdır.