Menü KAHRAMANMARAŞ Yorum Gazetesi
ÖMER BAYDEMİR

ÖMER BAYDEMİR

Tarih: 02.12.2013 00:00

Panorama

Facebook Twitter Linked-in

1968 yılı itibariyle Milli Eğitim Bakanlığı nezdindeki okullarımızda Türkçe, Türk Dili Edebiyatı dersleri öğretmeni olarak görev yaptım. Bu 45 yıllık çalışma hayatımın 16 yılı da özel teşebbüslerde yönetici olarak geçti. 29 yıllık öğretmenliğimin 18 yılı yöneticilik görevlerinde bulundum. Çalıştığım kurumlar: Kahramanmaraş merkez Gazi Ortaokulu, Kahramanmaraş Ortaokulu, Öğretmen Lisesi, Meslek Yüksek Okulu, Fransa Liyon kültür dersleri öğretmenliği, Özel Doğu Akdeniz Lisesi Müdürlüğü görevleri… Amacım kendimden söz etmek değil.1968 den bu yana Türk Milli Eğitiminin geçirdiği evreleri bire bir yaşaya bir öğretmen olarak bazı gözlemlerimi ortaya koymaktır. 45 yıllık bu süreçte çeşitli iktidarlar dönemlerini yaşadım. Her gelen iktidarın üzerinde oynadığı kurum Milli Eğitim oldu. Ben ve benim jenerasyonun en büyük şansı, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluş felsefesine dayanan, devletin müesses nizamıyla barışık öğretmenler elinde eğitilmiş olmamızdır. Onların şimdi tamamı müteveffa… Onlar birer idealistti. Hep kendilerinden vererek bizleri eğitmeye çalıştılar. Bizler de o görgüyle çocuklarımızı eğitmeye çalıştık. Giderek her şey dejenere edildi. İdeolojik ve siyasi ihtirasların oyuncağı haline getirildik. Maymun gibi her gördüğümüzü taklite başladık. Sözgelimi; Milli Eğitim Bakanı Avni Akyol döneminde, alt yapı etüt edilmeden liselerimizde kredili sistem uygulamasına gidildi. Çocuklar şaşkın, öğretmenlerimiz panik halinde… Yanlışta ısrar 4-5 yıl sürdü ve vazgeçildi. Batı bunu uygularken alt yapısı hazır, koşullar uygulamaya elverişli…20 kişilik sınıflarda tam donanımlı okullarda bunu başarıyla sürdürüyorlardı, bunun tanığıyım.

Tarihi süreç içerisinde ara dönemler geliyor. İrtica tehlikesi olduğu düşünülerek temel eğitim 5+4 şekline dönüştürülüyor. Kuşkuyla bakılan İmam Hatiplerin orta kısmı kaldırılıyor. Üniversitelere girişte meslek okullarına katsayı uygulaması getiriliyor. Meslek liselerinin köküne kibrit suyu dökülüyor. Birçok ülkemiz çocuğunun yüksek öğrenim görme hakkı dolaylı olarak elinden alınıyor. Ayrıca sanayimizin büyük ihtiyacı olan ara eleman bulunmaz oluyor. Mesleğe yönelik liselerimiz de nerdeyse kapanma pozisyonu doğuyor.

Milli Eğitimde ha bire cidal, kavga sürüp gidiyor. Durmadan atama yönetmeliği, sınıf geçme yönetmeliği değişip duruyor. İhtisaslaşmanın önü kesiliyor. Hiçbir deneyimi olmayan bürokratlar önemli görevlere atanıyor. Alınan radikal kararlar işi çığırından çıkarıyor. Her zaman olduğu gibi, sosyal bir kaide, tez antitezi doğuruyor. Bir takım mülahazalarla temel eğitim 4+4+4 şekline dönüştürülüyor. Bu uygulamanın tek doğru tarafı meslek liselerimize, ünüversite girişlerindeki katsayı uygulamasının kalkmış olmasıdır. Sosyal hukuk devleti olmanın temel koşullarından biri olan eğitimde fırsat eşitliği yaratmış olmasıdır. Ayrıca insan gücü olarak en çok ihtiyaç duyulan ara eleman ihtiyacını karşılayacak olmasıdır.

Say say bitmez ihtiyaçlar ve devletin okullarındaki insansızlıklar arz ve talep doğrultusunda dershanelerin vücut bulmasına zemin hazırlamıştır. Bunda yatsıyacak bir husus söz konusu değildir. Hangi ebeveyn çocuğunun istikbalini düşünmez? Mevcut yasa ve yönetmeliklere dayalı olarak dershaneler vücut buldu. Bunlar içerisinde; kalitesiyle, verdiği misyonla Hizmetin dershaneleri itibar gördü. Tercih edilen dershaneler oldu. Mevcut mevzuat itibariyle bütün inisiyatif devletin elindeydi. Var idiyse bir olumsuzluk müdahil olunmalıydı. Donanımlı öğrenciler hazırlaması nedeniyle de üniversiteye girişlerde bu dershanelerin etkin yeri oluştu. Ünüversite mezunu olan bu öğrenciler giderek kamuda üst görevler almaya başladılar. Almayı da sürdürüyorlar. Bu onların anayasal hakkı… Kimsenin bir şey söyleme hakkı olamaz. Benim şöyle veya böyle Hizmetle bir organik bağım yok. Bu konuda endişesi olanlara Fethullah Gülen"in Pirizma adlı eserini okumalarını öneririm. Bu eser; Hizmetin manifestosudur. İçerik olarak; siyasi, devlete talip olma gibi bir düşünceye ve öneriye tanık olamazsınız. Hatta siyasi hevesi olanlara uyarıya tanık olursunuz. Anladığım kadarıyla, ihlas ve takva sahibi, dini bütün, özverili bir neslin yetişmesine özen gösterilmektedir.

Giderek camia çığ gibi büyüme istidadı gösterince, kendi fasit dairesi içinde, kendi dışında olanları ötekileştirme gibi olumsuzluklar başladı. Tevazu-i mahviyyet rafa kaldırıldı. Enaniyet ön plana çıkarıldı. Allah için söylemek gerekirse; Işıkcıların, Süleyman Efendi Cemaatının,Yeni Asyacı Nurcuların siyasi partilerle dirsek teması içinde olup da parlementoya adam sokma gibi bir girişimleri gözlemlenmemiştir. Anladığım kadarıyla hedefleri; kamu yönetimine ihlâslı, yetenekli insanlar yetiştirmektir. Sabır ve tevekkülle, zaman içinde, kendiliğinden egemen olunacaktır. En üst devlet ricali de dahil, Hizmetin gerek yurt dışında, gerekse yurt içinde çalışmalarını taktir etmeyen var mıydı?

Ne oldu da Hizmet; tu kaka oldu?160 ülkede yüzlerce okul… Hepsinde seçkin üniversitelerden mezun: vefakâr, cefakâr Anadolu çocukları. Finansı, Anadolu"nun alın teri, göz nuru… Bu  özveri istismar edilir mi? Allah adamın  gözünü kör eder… Bu ruh, bin yıl önce Anadolu"ya, başı kabak, yalınayak, yalın kılıç; ilay-ı Kelimatullah için gelen alperenlerin, abdalların ruhlarının genetik devamıdır.Bu ruh asaleti, ancak Türk Milletinin çocuklarında olur.

Madalyonun öbür yüzünü çevirdiğimizde de; ben de kızımı dinini, dinayetini öğrensin diye imam hatibe verdim. Yukarda da belirttiğim gibi iktidarlar ve siyasi mülahazalar bu güzelim okullarımızla çok oynadı. Sırasıyla; Nizam, Selamet, Saadet partileri bu okullarımız için ‘"Bizim arka bahçemiz"" tabirini sıkça kullandılar. Sahiplenme sanki veraset yoluyla mevcut iktidara geçti. 4+4+4 uygulaması; hak iadesinin yanında, kadrolaşmaya kaynak yaratmak amacına yönelik bir uygulamadır. Görülen uygulama ister istemez bunu çağrıştırmaktadır. Panoramık olarak çerçevesini çizmeye çalıştığım kulvarda da bu iki tablo bu mesajları vermektedir.

Farklı  iki ayrı kulvarda  yapılan bu yarışmada, giderek  iki ayrı  görüşün yolları kesişti. At başı giden bu yarışmadaki atın birinin diskalifiye edilmesi gerekiyordu. Buna da bir neden bulunmalıydı. Buna da bir kılıf bulunmalıydı. Bulundu da; dershaneler kapatılarak bu oluşumun önü kesilip muarız bertaraf edilmeliydi. Amaç, eğitimin öğretimin iyileşmesine yönelik söylemler, demagojiden öteye bir şey değildir. Gene olan, yaratılan kaos ortamında, milletin çocuğuna olacak. Allah"tan korkmak lazım… Son zamanlarda, kentimizde özel teşebbüsün yaptığı okulların dışında devletin yaptığı kaç okul var? Kaldırdığın bir şeyin yerine, daha iyisini ikame etmeden, bir şeyler yapmak mümkün mü?

Benzetmek gibi olmasın. Ama Suriye"deki gibi; tetiği çeken de, mermiyi yiyen de Allahüekber diyor. Sözüm ona, her iki tarafta çocuklarımızı İslam ahlak ve faziletiyle donatacak… Yaratılan şu ortamın terörizmden ne farkı var. Siyaset uğruna bu necip milletin çocuklarını birbirine muarız etmenin vebali çok ağırdır. Tefrikaya ilişkin taraflara sorun bakalım, İslam bu konuda neyi emrediyormuş?


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —