1968 yılı itibariyle Milli
Eğitim Bakanlığı nezdindeki okullarımızda Türkçe, Türk Dili Edebiyatı dersleri
öğretmeni olarak görev yaptım. Bu 45 yıllık çalışma hayatımın 16 yılı da özel teşebbüslerde
yönetici olarak geçti. 29 yıllık öğretmenliğimin 18 yılı yöneticilik
görevlerinde bulundum. Çalıştığım kurumlar: Kahramanmaraş merkez Gazi
Ortaokulu, Kahramanmaraş Ortaokulu, Öğretmen Lisesi, Meslek Yüksek Okulu, Fransa
Liyon kültür dersleri öğretmenliği, Özel Doğu Akdeniz Lisesi Müdürlüğü
görevleri
Amacım kendimden söz etmek değil.1968 den bu yana Türk Milli
Eğitiminin geçirdiği evreleri bire bir yaşaya bir öğretmen olarak bazı gözlemlerimi
ortaya koymaktır. 45 yıllık bu süreçte çeşitli iktidarlar dönemlerini yaşadım. Her
gelen iktidarın üzerinde oynadığı kurum Milli Eğitim oldu. Ben ve benim
jenerasyonun en büyük şansı, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluş felsefesine
dayanan, devletin müesses nizamıyla barışık öğretmenler elinde eğitilmiş olmamızdır.
Onların şimdi tamamı müteveffa
Onlar birer idealistti. Hep kendilerinden
vererek bizleri eğitmeye çalıştılar. Bizler de o görgüyle çocuklarımızı
eğitmeye çalıştık. Giderek her şey dejenere edildi. İdeolojik ve siyasi
ihtirasların oyuncağı haline getirildik. Maymun gibi her gördüğümüzü taklite başladık.
Sözgelimi; Milli Eğitim Bakanı Avni Akyol döneminde, alt yapı etüt edilmeden
liselerimizde kredili sistem uygulamasına gidildi. Çocuklar şaşkın,
öğretmenlerimiz panik halinde
Yanlışta ısrar 4-5 yıl sürdü ve vazgeçildi. Batı
bunu uygularken alt yapısı hazır, koşullar uygulamaya elverişli
20 kişilik
sınıflarda tam donanımlı okullarda bunu başarıyla sürdürüyorlardı, bunun
tanığıyım.
Tarihi süreç içerisinde ara
dönemler geliyor. İrtica tehlikesi olduğu düşünülerek temel eğitim 5+4 şekline dönüştürülüyor.
Kuşkuyla bakılan İmam Hatiplerin orta kısmı kaldırılıyor. Üniversitelere
girişte meslek okullarına katsayı uygulaması getiriliyor. Meslek liselerinin
köküne kibrit suyu dökülüyor. Birçok ülkemiz çocuğunun yüksek öğrenim görme
hakkı dolaylı olarak elinden alınıyor. Ayrıca sanayimizin büyük ihtiyacı olan
ara eleman bulunmaz oluyor. Mesleğe yönelik liselerimiz de nerdeyse kapanma
pozisyonu doğuyor.
Milli Eğitimde ha bire cidal,
kavga sürüp gidiyor. Durmadan atama yönetmeliği, sınıf geçme yönetmeliği
değişip duruyor. İhtisaslaşmanın önü kesiliyor. Hiçbir deneyimi olmayan
bürokratlar önemli görevlere atanıyor. Alınan radikal kararlar işi çığırından çıkarıyor.
Her zaman olduğu gibi, sosyal bir kaide, tez antitezi doğuruyor. Bir takım
mülahazalarla temel eğitim 4+4+4 şekline dönüştürülüyor. Bu uygulamanın tek
doğru tarafı meslek liselerimize, ünüversite girişlerindeki katsayı
uygulamasının kalkmış olmasıdır. Sosyal hukuk devleti olmanın temel
koşullarından biri olan eğitimde fırsat eşitliği yaratmış olmasıdır. Ayrıca insan
gücü olarak en çok ihtiyaç duyulan ara eleman ihtiyacını karşılayacak
olmasıdır.
Say say bitmez ihtiyaçlar ve
devletin okullarındaki insansızlıklar arz ve talep doğrultusunda dershanelerin
vücut bulmasına zemin hazırlamıştır. Bunda yatsıyacak bir husus söz konusu değildir.
Hangi ebeveyn çocuğunun istikbalini düşünmez? Mevcut yasa ve yönetmeliklere
dayalı olarak dershaneler vücut buldu. Bunlar içerisinde; kalitesiyle, verdiği
misyonla Hizmetin dershaneleri itibar gördü. Tercih edilen dershaneler oldu. Mevcut
mevzuat itibariyle bütün inisiyatif devletin elindeydi. Var idiyse bir
olumsuzluk müdahil olunmalıydı. Donanımlı öğrenciler hazırlaması nedeniyle de
üniversiteye girişlerde bu dershanelerin etkin yeri oluştu. Ünüversite mezunu
olan bu öğrenciler giderek kamuda üst görevler almaya başladılar. Almayı da sürdürüyorlar.
Bu onların anayasal hakkı
Kimsenin bir şey söyleme hakkı olamaz. Benim şöyle
veya böyle Hizmetle bir organik bağım yok. Bu konuda endişesi olanlara
Fethullah Gülen"in Pirizma adlı eserini okumalarını öneririm. Bu eser; Hizmetin
manifestosudur. İçerik olarak; siyasi, devlete talip olma gibi bir düşünceye ve
öneriye tanık olamazsınız. Hatta siyasi hevesi olanlara uyarıya tanık olursunuz.
Anladığım kadarıyla, ihlas ve takva sahibi, dini bütün, özverili bir neslin yetişmesine
özen gösterilmektedir.
Giderek camia çığ gibi büyüme
istidadı gösterince, kendi fasit dairesi içinde, kendi dışında olanları
ötekileştirme gibi olumsuzluklar başladı. Tevazu-i mahviyyet rafa kaldırıldı.
Enaniyet ön plana çıkarıldı. Allah için söylemek gerekirse; Işıkcıların, Süleyman
Efendi Cemaatının,Yeni Asyacı Nurcuların siyasi partilerle dirsek teması içinde
olup da parlementoya adam sokma gibi bir girişimleri gözlemlenmemiştir. Anladığım
kadarıyla hedefleri; kamu yönetimine ihlâslı, yetenekli insanlar yetiştirmektir.
Sabır ve tevekkülle, zaman içinde, kendiliğinden egemen olunacaktır. En üst
devlet ricali de dahil, Hizmetin gerek yurt dışında, gerekse yurt içinde
çalışmalarını taktir etmeyen var mıydı?
Ne oldu da Hizmet; tu kaka
oldu?160 ülkede yüzlerce okul
Hepsinde seçkin üniversitelerden mezun: vefakâr,
cefakâr Anadolu çocukları. Finansı, Anadolu"nun alın teri, göz nuru
Bu özveri istismar edilir mi? Allah adamın gözünü kör eder
Bu ruh, bin yıl önce Anadolu"ya,
başı kabak, yalınayak, yalın kılıç; ilay-ı Kelimatullah için gelen
alperenlerin, abdalların ruhlarının genetik devamıdır.Bu ruh asaleti, ancak
Türk Milletinin çocuklarında olur.
Madalyonun öbür yüzünü
çevirdiğimizde de; ben de kızımı dinini, dinayetini öğrensin diye imam hatibe verdim.
Yukarda da belirttiğim gibi iktidarlar ve siyasi mülahazalar bu güzelim
okullarımızla çok oynadı. Sırasıyla; Nizam, Selamet, Saadet partileri bu okullarımız
için "Bizim arka bahçemiz"" tabirini sıkça kullandılar. Sahiplenme sanki
veraset yoluyla mevcut iktidara geçti. 4+4+4 uygulaması; hak iadesinin yanında,
kadrolaşmaya kaynak yaratmak amacına yönelik bir uygulamadır. Görülen uygulama
ister istemez bunu çağrıştırmaktadır. Panoramık olarak çerçevesini çizmeye çalıştığım
kulvarda da bu iki tablo bu mesajları vermektedir.
Farklı iki ayrı kulvarda yapılan bu yarışmada, giderek iki ayrı
görüşün yolları kesişti. At başı giden bu yarışmadaki atın birinin diskalifiye
edilmesi gerekiyordu. Buna da bir neden bulunmalıydı. Buna da bir kılıf bulunmalıydı.
Bulundu da; dershaneler kapatılarak bu oluşumun önü kesilip muarız bertaraf edilmeliydi.
Amaç, eğitimin öğretimin iyileşmesine yönelik söylemler, demagojiden öteye bir
şey değildir. Gene olan, yaratılan kaos ortamında, milletin çocuğuna olacak.
Allah"tan korkmak lazım
Son zamanlarda, kentimizde özel teşebbüsün yaptığı
okulların dışında devletin yaptığı kaç okul var? Kaldırdığın bir şeyin yerine,
daha iyisini ikame etmeden, bir şeyler yapmak mümkün mü?
Benzetmek gibi olmasın. Ama Suriye"deki
gibi; tetiği çeken de, mermiyi yiyen de Allahüekber diyor. Sözüm ona, her iki
tarafta çocuklarımızı İslam ahlak ve faziletiyle donatacak
Yaratılan şu
ortamın terörizmden ne farkı var. Siyaset uğruna bu necip milletin çocuklarını
birbirine muarız etmenin vebali çok ağırdır. Tefrikaya ilişkin taraflara sorun bakalım,
İslam bu konuda neyi emrediyormuş?