İnsanlık tarihi boyunca hemen
bütün dinlerde kurban uygulamalarının bulunduğu tespit edilebilmekte fakat
gerek kurbanlıklar ve kurban etme şekilleri gerekse kurbanın amaçları
bakımından farklılıkların bulunduğu gözlenmektedir.
Bazı dinlerde bitki tahıl gibi
kansız cisimlerin kurban olarak sunulduğu, bazılarında kanlı kurbanlıklar
arasında insanın da yer aldığı görülmektedir. Hac suresi 34. ayetinde ilahi
dinlerin hepsinde ibadet amacıyla hayvan kesme anlamında kurban hükmünün teşri kılındığı
anlaşılmaktadır.
Yahudilik ve Hıristiyanlıkta
kurbanla ilgili değişik anlayışlar bulunmakta, insanoğlunun günahına karşılık
(Baba)sının Hz. İsa`yı feda ettiğine inanılmaktadır.
Bu inanan, insanın insan için
kurban edilmesi anlamını içeren bir motif oluşturmasına karşın; Kur`an-ı
Kerim`de Hz. İbrahim ve oğlu İsmail`in Allah`ın buyruğuna can-ı gönülden teslim
olma konusunda verdikleri başarılı sınava değinildikten sonra ilahi bir armağan
olarak verilen hayvanın boğazlanmasının istendiği bildirilmiş, insanın kurban
edilmesi anlayışı kabul edilmemiştir. (Saffat:102-107)
Bir başka ayette de kurbanın
ancak Allah`ın hoşnutluğunu kazanma iradesi ile değer kazanacağına işaret
edilmiştir. (Hac:37)
İslam dini kurban konusunun en
yararlı çizgisine getirip dayamış ve böylece mali ibadetle birleştirerek bütünleştirmiştir.
İslam`da kurbanın dini bir
hüküm oluşu kitap, sünnet ve icma-ı ümmet ile sabit olup Hicretin ikinci
yılında teşri kılınmıştır. Ancak bu ibadetin fıkhı açıdan nitelendirilmesi
hususunda ictihad harklılıkları söz konusudur.