Ebu Huzame (r.a.) babasının
şöyle rivayet ettiğini anlatıyor: " H.z. Peygamber"e (sav) şöyle deyiverdim de
sordum! Ya Resullah! Duanlarla şifa talebinde bulunmamız, ilaç tedavi olmamız
ve bir de koruyucu tedbirlerle korunmamız Allah"ın bizim hakkımızdaki kaderini
engeller mi? Ne buyurursunuz? Allah"ın Resülü şu cevabı verdi. Bunlar da
Allah"ın kaderindedir." (Sünen-i Tirmizi)
Sebep-netice ilişkisi ilahi
bir kanundur. Allah; evrende ve yerküremizde, bütün varlıklar üzerinde hâkim
kanun olarak sebep-netice kanunu yaratmıştır. Her netice mutlaka bir sebebe
dayanır. Bu bir ilâhi kaderdir. Biz bu kanuna göre hayatımızı düzenleriz ne var
ki biz cereyan eden bütün olaylarda ki sebep-netice ilişkilerini bilmiyoruz.
Bazen de bilmediğimizi kabul
edemediğimiz için gerçekçi olamıyoruz. Bu sebepten ötürü olsa gerek tıp yoluyla
tedaviyi müspet bir yöntem olarak kabul ediyoruz da (hem de öyledir) okunma
yoluyla tedaviyi sebebi olmayan bir netice talebi olarak değerlendiriyoruz.
İslam, hastalık, musibetlerle
mücadeleyi ve gerekli bütün tedbirleri almayı sonuçta ise bunu Allah"ın bir
imtihanı bilip sabretmeyi telkin eder. (Bakara- 155)
Hastalık ve sakatlıkla
mücadele ve gerekli tedavi yollarına başvurma hem insanın tabii yapısının
gereği hem de dinin emir ve tavsiyesidir. Hz. Peygamber (sav) "Allah hem derdi
hem de devayı göndermiş, her hastalığa bir çare yaratmıştır. Tedavi olun ancak
tedavide haramı kullanmayın." buyurmuştur. (Ebu Davud,) bu itibarla bir dert ve
hastalıktan kurtulmaya çalışmak hem tevekküle hem de hakiki şifa verenin Allah
(c.c.) olduğu hakikatine aykırı düşmez.
Okuma- okunma müspet bir
tedavi yoludur. İzahı da mümkündür. Bilim; insanın, çevresine kuvvetli elektrik
akımları yaydığını özellikle konuşma sırasında elektromanyetik dalgalar
neşrettiği ispatlamıştır. Okumada okuyanın okunanı Allah bilir elektromanyetik
dalgalara maruz bırakmakta; ışınlamaktadır. Burada mukaddes metinlerin, Kur"an
ayetlerinin, Hadislerde açıklanan duaların ve ilahi isimlerin rolü bu olsa
gerektir. Ancak doğrusunu Allah bilir. Okuyarak tedavi aslen mubah olmakla
birlikte sırf bu yola güvenip diğer tedavi usullerini terk etmek hem tevekküle
hem de dinin emirlerine aykırıdır.