Menü KAHRAMANMARAŞ Yorum Gazetesi
ŞABAN SÖZBİLİCİ

ŞABAN SÖZBİLİCİ

Tarih: 02.09.2013 00:00

Maraş"ın Cezbeli Gülleri

Facebook Twitter Linked-in

Her şehrin kendine özgü tipleri vardır. Şehir onlarla güzelleşir. Kahramanmaraş"ın tiplerden önce kendine özgü maddi kültür olarak tarhanası, biberi, dondurması ve edebi kültür olarak da şair ve yazarları meşhurdur. Bunlar şehri aşanlar. Bir de şehri aşamayıp da şehirde kendine özgülüğü ön plana çıkaranlar var. Mesela beş kiloluk yağ tenekesinden keman yapan ve Trabzon Caddesi"nde valilik karşısında her akşamüstü resital veren tip. Yine daimi pazarda veya cumartesi pazarında kaval üfleyen amca. Şehrin pazarına, caddesine, o sokağına ayrı bir ruh katıyorlardı çünkü şimdilerde yoklar. Onları birkaç dakika dinlemek, birkaç kişinin onların etrafında halkalanması şehir kültürüne zevk katmaktaydı. Koşuşturmacadaki insana bir nefes, bir serinlik, bir ruh olmaktaydı.

Hasan Ejderha"nın Maraş"ın Cezbeli Gülleri kitabını okurken Eytam Yokuşu"ndan her çıkışımda iki yolun kesiştiği ağızda duldaya oturmuş, önünde mendil serili, kasketi yan devrilmiş, adını sanını bilmediğim, her geçişimde aynı noktada gördüğüm siyah sakallı, yüz derisi damar damar büzüşmüş, oranın bekçisi olarak tanımladığım tiple karşılaşırdım. Hususi yolumu o tarafa çevirdiğim günler de olmuştur. Şimdi yerinde kimseler oturmuyor. Her geçişimde oradan, bir sahipsizlik hissi duyarım.

Sahipsizlik duygusu demişken Narlı"ya Kahramanmaraş"tan girişteki sert dönemecin şapkalı, düdüklü bekçisi de yok artık, orası da sahipsiz.

Bir de Emniyet Kavşağı, Müftülük Kavşağı, bazen de İş Bankası Kavşağı ışıklarında arabalara yaklaşan, hiçbir zaman konuşmayan, bir yardım uman yaşlı kadın şimdilerde yok.

Ulu Camii dolmuş durağında yolculara çığırtkanlık yapan, hafif peltek bağıran adam da yok.

Her geçişimde gözlerim onların yoktan var olacağını hayaller, çoğu zaman bekler, çoğunun darıbekaya göçtüğünü bildiğim halde.

Bu tipler neydi, nedir? Deli mi, meczup mu, hasta mı? Mutlaka her birinin haklı bir sebebi vardı, yenilerin de vardır.

 Maraş"ın Cezbeli Gülleri"nde bu tiplerden yirmi biri anlatılmış. Bunlar yazar tarafından "mübarekler, şehrin sahipleri, cezbeli gülleri" olarak tanımlanmış, Maraş"ın delileri olarak algılanmamışlar. Çünkü onlara yardım, sadaka belayı def eder, olarak medeniyetimize, zihinlerimize nakşedilmiştir büyüklerimizce. Bizler de bazen içimiz itiraz etse de elimizin cebe gitmesine engel olamıyor, olmuyoruz.

Hasan Ejderha, Kahramanmaraş"ın kimliğine sirayet etmiş Hortum, Çakmak, Küllük, Çürük, Kamıncı Ali, Osos, Cip Ali, Deli Bahar, Hoşaf gibi eski cezbelileri yazmış. Bu güller toplumdan aykırı yaşasalar da onlarda bizden olan bazı değerlerin yoğunlaştığını unutmayalım. Kitap bize, cezbeli gülleri kendi halleriyle tanıyıp sevmemiz gerektiğini kavratıyor. Bize de bu kitabı zevkle okumak, o insanlara hoşgörü kapımızı açık tutmak düşüyor.

Bir şehrin kültürünü ayakta tutan böyle eserlere ihtiyacımız olduğunu unutmayalım. Çünkü zaman insanları yalnızlığa iterken bu tür kitapları okumaya da sürüklüyor.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —