M. Nedim Tepebaşı

Tarih: 15.01.2013 00:00

Ölesiye Sevmek-Öldüresiye Yermek

Facebook Twitter Linked-in

Öyle bazı aşırılıklar vardır ki telafisi zor veya imkânsız neticeler getirebilir, sevgi ve yergi bunlardan biridir. İslam inancına göre en yüksek mertebede sevgi sadece Allah ve Resulü içindir, aşırı sevgi başka hiçbir varlık için mubah değildir. Mü"min, Allah ve Resulüne ayrılan yere başka hiçbir kimseyi konduramaz. İnsanın hür irade sahibi olması bakımından bu çok önemlidir. Kişi başkalarına bağımlılıktan bu sayede korunmuş olur. Sınırsız yergi de şeytan ve onun yandaşları, yani şeytanın "yap" dediklerini yapanlar, onun yolunu takip edenler içindir, ondan başkaları için temkinli olmak tercih edilmelidir. Aşırı övgü ve yergi için, gün gelir övülen bir kişiden yerilebilecek, yerilen kişiden de övülecek davranışlar zuhur edebilir ihtimaline karşı temkinli olma uyarısı doğrudan Peygamberimizden gelmiştir. En yetkili kişi bunu söylerken aşırılığı seçmenin elbette bir dayanağı olamaz.

Kişilerin kendilerini sorgulamaktan oldukça uzaklaştıkları her devirde yargılama işi başkalarına kalmıştır. Kişinin kendisini sorgulaması en zor işlerden birsidir. Kolay olmadığı halde kolay zannedilense başkalarını sorgulamak ve yargılamaktır. Başkalarını yargılamak için insanların çoğunluğu gönüllü olarak kendilerine bu alanda görev biçmişlerdir bile. Kişilerin bu kadar gönüllü iş yaptıkları başka bir alan da herhalde yoktur. Zahmetsiz işi pek fazla sevenler bu kadarını da zahmetli bulmuş olacaklar ki bir adım daha geri çekilerek gönül verdikleri kişilerin sevdiklerini sorgusuz sualsiz sevmeyi, yerdiklerini de aynı yöntemde yermeyi kendileri için daha zahmetsiz ve vebalsiz bularak bu alanda yeni bir çığır açmışlardır. Modern çağ (!) insanlarının kazandıklarından birisi işte bu asrî köleliktir!

İş burada da kalmamış ölesiye sevmek veya öldüresiye yermekten de bir basamak daha ilerleye gidilerek hiçbir kıstasa tabi tutulmadan sevdiğinin sevdiklerini ölesiye sevmek, yerdiklerini de öldüresiye yermek en büyük marifet sayılmaya başlanmıştır. Böylece bağımlılığın bir üst tabakası oluşturulmuştur. Asrın en büyük açmazlarından birisi kuşkusuz bu olmuştur. Belki en ürpertici sınav da burada verilmektedir. Hâlbuki:"O (Peygamber) kendi hevasından bir söz söylemez. O,(kendisine) bildirilen bir vahiyden başka bir şey değildir." (Necm  3-4) ,"Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi yasak ettiyse de ondan sakının (Haşr 7) ." ilâhî beyanı ile yeryüzünde tâbi olunma makamı sadece peygambere tahsis edilmiştir. Peygamberden başkası için bu derecede tabi olma makamı kimseye tahsis edilmemiştir.

Kişilerde oluşan bu olumsuz durumu topluma karşı sorumluluğu bulunanlar görmüyorlar ya da gördükleri halde aldırmıyorlarsa veya kendilerine bağımlılık gösterilenler bu durumun farkında değillerse ya da farkında olup da ses çıkarılmıyorsa bu esaretin getireceklerine hazır olmak gerekir.

Akıl en önemli nimetlerden biridir. Aklın da bir onuru, bir saygınlığı vardır. Aklın saygınlığı kaybolduğunda her nimetin bir bedeli olduğu ilkesine göre bu durumda aklın bedeli ödenmemiş olunur.

Henüz aklı başından gitmemiş her kişi kendisini toparlamalı, durması ve bulunması gerekli makamda durup neyi ne kadar sevmesi gerektiğine bizzat kendisi karar vererek sorumluluğu da kendisi üstlenmelidir. Çünkü sevmek de sevmemek de kişiye bir sorumluluk yükleyecektir.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —