Dünyadaki olayları takip
etmekten kaçınmak olayların ortadan kalkmasını sağlamıyor maalesef.
Müslümanlar, evrensel bir varlık gösterememenin perişanlığını, birlik
olamamanın dağınıklığını ve güç kaybını bütün boyutları ile yaşıyorlar.
Müslümanlara karşı (!) Birleşmiş Milletler ise dünya siyasetini ellerinde
tutmanın krallığını ve despotluğunu doyasıya yaşıyorlar.
Gerekli çalışma ve gayreti
göstermeden,"Zulüm ile abat olunmaz" sözünden medet uman Müslümanlar,
oturmuşlar, zulmün bitmesini sanki bu yoldan beklemektedirler. Tarihten
örnekler aramaya ve vermeye gerek yok, Müslüman toplumların yıllardır
birbirlerine yaptıkları haksızlıkları bizim yaşımızdakiler bile görmüşlerdir ve
bilmektedirler. Bunun için bir yerde zulüm varsa her şeyden önce herkes kendi
yaşantısını ve tutumunu gözden geçirmeli ve değerlendirmelidir. Bu bağlamda her
Müslüman"ın Kur"an-ı Kerim"in şu ayetlerini dikkatle okuması ve yeniden bir
değerlendirme yapması gerektiğini düşünmekteyiz: "Dedik ki: Ey Âdem, sen ve
eşin cennette kalın, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde oradakilerden
(nimetlerinden) bol bol yiyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden
olursunuz." (Bakara 2/35),"İşte kazanmakta oldukları (günahlar) yüzünden
zalimlerin bir kısmını, diğerlerinin başına diker/peşine takarız (o da onu
felakete götürür)" (Enam 6/129).
Allah, Âdem Peygambere
yasağını belirterek ona dokunmamalarını bildirdiği gibi bizlere de haram
kıldıklarını bildirmiştir. Harama dokunmanın insanı zalimlerden kılacağını da yine
Âdem as"ın şahsında bizlere duyurmuştur. Hiç bir şeyin durup dururken
olmayacağını akıl sahibi herkesin bilmesi gerekirken, bunu bilmekten kaçınarak
böyle bir emir yokmuş gibi davrananlar, nefislerine zulmetmiş olmakta değiller
midir? Buna göre zalimlerin zalimlere musallat edilmesi durumunu her
Müslüman"ın ciddi olarak değerlendirmesi gerekmekte değil midir?
Günlerdir İsrail Gazze"yi
bombalarken yeniden başkan seçilmesine sevinilen Obama"nın, kendini müdafaa
ettiği açıklaması ile yaptıkları bunca zulme karşılık İsrail"i haklı göstermeye
çalışmasının, İsrail"in bombaları kadar ağır olması karşısında şaşkına dönenler
olmuştur herhalde! Aslında çıkarların ön planda tutulduğu politikaya göre
şaşılacak bir durum da yoktur, üstelik Allah"ın, onların birbirlerinin yaranı
olduğuna dair açıklamaları da varken. Haydin samimiyetle bir değerlendirme
yapalım bakalım kendi kendimize!
Yıllardan beri Müslümanlar,
bir taraftan kendilerinden olmayanlardan sürekli meydan dayağı yerlerken, diğer
taraftan da kendilerinden olanlar tarafından dışlanmışlardır. Burada asıl
korkulması gereken şeyin, olup bitenlerin kanıksanılmış olmasıdır. Allah aşkına
biz, kendimiz olmayı ve kendi politikamızı üretmeyi daha ne zaman öğreneceğiz
ki? Bu, çıkalım herkesle, her milletle savaş yapalım demek değildir, ancak
etkin bir dış ve iç siyaset takip etmek ve bunu istemek de hepimizin hakkıdır.
Bunu başaramadığımızdan dolayıdır ki Müslümanlar evrensel ablukadan bir türlü
kurtulamamaktadır.
İçeriğinde bahardan (!) eser
bulunmayan dalgalı gelip geçici hareketlerle etkin siyaset yapılamayacağı
bilinmelidir. Etkin ve verimli politikalar üretebilmek için herkesin kafa
kafaya verip doğru olanda birleşmesi ve doğru olanları yaşamaya çalışması
kaçınılmazdır. Her zaman için bu sistem geçerlidir. Dünyanın neresinde olursa olsun,
olması gereken budur. Ancak; düşünen, kararlı, yürekli kişilerin yönetimin
yakın yerine pek de bastırılmadığı şu âlemde bugünkünden farklı bir şeyin
olmasını beklemek de fazla hayalcilik olacaktır.