Yanımda beraber gezdiğim Halil Ağadan dinliyorum: ??Bir mezar başında genç bir delikanlı, hafif de kar yağıyor. Herhalde dua edecek gidecektir diyor yanından geçiyorum. Aradan iki saat sonra hala orada olduğunu görüyorum, ilerde bir ufak çadır gözlerime çarpıyor. Kim bu genç ne yapıyor orada, insan mezarlığın ortasında yaşar mı hiç? Derken bir cesaret ile yanına yaklaşıyor ve soruyorum ?abi sen ne yapıyon burada evin nerden kimlerdensin? derken tanıdım delikanlıyı, Mehmet Reşad efendinin oğlu. Daha düşünmeye fırsat vermeden genç açıkladı ?? abi bak burada babam, annem aha orada, abimse kız kardeşimle yan yana orada yatıyor, söylesene nereye gidem, onlarla beraber oluyorum, konuşuyor topraklarının temizliyorum.?? Bu sözleri duyunca oturdum ağlamaya başladım, ben ağlıyorum o ağlıyor sonrada ekliyor ağabey seninde mi her şeyin gitti? Cevabım hafif başımı sallamak oldu. Oysa konteynırda idi cananlarım, bir evim gitmişti oda yıkılmamış sadece orta hasarlı olarak tespit edilmişti, utanmıştım gence benimkiler yaşıyor demeye. Bu genç çocuğun babası Mehmet Efendi Erciş?in ileri gelenlerinden zengin bir ailenin çocuğuydu. Ama şimdi toprak altında kalmış??? bunları duyunca nankörlüğün ve ihanetin pençesinde olan şerefsizleri gözüm görmüyor, diyorum ki testinin altında bin delikte olsa böyleleri için bu testi doldurulmaya değer. Evet doğrudur gelen yardımların bir kısmı para ile satıldı bir kısmı yağmalandı bir kısmı PKKnın elinde ama bir çadırda bu gencin elinde, bunu öğrenince değer yardımlara diyorum, değer, yetim öksüz bizim dinimizde kutsal emanet sayılmış?
Ölmez ailesi var burada çok zengin bir aile, para ile ilgili sorunlarını bitirmişler. Depremde Ölmez şirketler grubunun sahibi ve oğlu ölmüş. Demek ki soy ismin Ölmez olması ayrıcalık yaptırmıyor. Koskoca şirketler grubu yeğenlere kalmış. Bir gecede zengin olmak budur işte, ilahi kaderin çarkı kimi için hüzün ve fakirlik için çalmış, kimisi içinse zirvelere merdiven olmuş.
Nisanın biri bugün ama hala kar var, yağmaya da devam ediyor. Bahar ne zaman gelecek buraya? Soğuk ve çamur dolu burası, yabancı bir hali var, oysa benim memleketimde şimdi bademler çiçek açmıştır. Etrafta baş döndüren bir koku, sıcak yüzü ile güneş vardır. Daha nice şeyler geliyor aklıma, memleket hasretimi bastırıyor ne? Özledim galiba Maraş?ın Maraşlılığını, bizim memleket güzeldir, söz söyletmem kimselere.
Anlatıyor Celil ağa ?? Erciş öyle bir memleket idi ki, Van?ı Ağrı?yı Bitlis?i Ahlat?ı Patnos?u besliyordu, sebze, meyve, eşya buradan giderdi. Biz beslerdik, bir deprem oldu 52 ülke geldi şimdi bizi doyuramıyor.??
Bir Fırın sahibi olan Yılmaz ağabeyden rica ettim dedim ki deprem sonrası ilk görüntüleri getirsen; kırmadı beni, istemeye istemeye getirdi. Çok çarpıcı idi, dehşet dolu, insanlar çığlık atıyor ortalık toz dumandı. Evler yeni yıkılmış, herkes elinde telefon ile birileri ile konuşuyor kimileri ise dizüstüne çökmüş dövüyordu kendini, kim bilir belki ailesi belki en sevdiskleri belki de yılların getirdiği birikimlere dövünüyordu. Ama bazıları vardı ki sesleri çıkmıyor, şok ile sersemlik arasında öylece kalakalmış, bir kaldırımın üstünden bir tek noktaya bakarak seyrediyordu. En çarpıcısı ise gövdesinin yarısı enkazda yarısı dışarıda olan o kızların görüntüleriydi. Muhtemelen yeni mezun öğretmenlerdendi onlar. Binlerce hayal ile gelmiş buraya, burada ise acı bir deprem karşılamıştı onları. Görüntüde üç kız vardı, ikisinin ölmüş olma ihtimali vardı, kanlar saçlarından akıyordu ama beyaz aşortman takımlı kızın ise hali çığlıklarla karışıktı. Bağırıyordu ne dediği tam anlaşılamıyordu ama bağırıyordu. Genç iki kişi fark etti onu ama söyledikleri garip bir cümle idi ?? burada da bir kız yaşıyor?? sanki yıkıntıların arasında ölmeyenler suç işlemiş, yada yanlış yapmış gibi niye yaşıyor der gibi. Ana caddeler insan selinden geçilmiyor, kimin kim olduğu ya belli değil yada kimse kimsenin yüzüne bakmıyordu. Herkesin yüzünde korku doluydu. Can derdi ile canan derdi duyarsızlaştırmıştı, vicdan depremle ölmüş, sadece yürüyordu herkes bir yöne doğru, o tarafta ne vardı niçin insanlar o tarafa yürüyordu görüntülerde yoktu. Allah bir daha bu devlete böyle acılar yaşatmasın.