Pazartesi, 20 Åžubat 2012 13:46

Suriye Meselesi

Suriye’de neler oluyor. Hiç sesi soluÄŸu çıkmayan, kendi içinde kendi yağında kavrulan bir ülke bir anda çatışma haberlerinin merkezi haline geldi. Suriye’deki olaylara, Büyük Osmanlı Devleti tarihinden bakmak yanlış görüşleri ve deÄŸerlendirmeleri önleyecektir. ‘’ Hangi toplum Allah ve Rasülü'nün ahdini bozarsa, Allah, o toplumda, kendilerinden olmayan bir düşmanı musallat eder ve ellerindeki (servet)lerin bir kısmını onlar alır.’’*. Osmanlı Devletine karşı ahdini bozan Suriye, 1850 yılından beri kargaÅŸa ve kanlı olaylar ile yaÅŸanmaktadır. 1850’li yıllarda, bizim için en büyük düşman (Yunanistan deÄŸildi asla ve hiçbir zamanda olmadı) olan İngiltere ve Fransa, çıkarları gereÄŸi bu topraklarda bulunan mezhepleri birbirine düşürmüştür. Zaten kozmopolitik bir yapısı bulunan Suriye, karışıklıklara ve çatışmalara eÄŸilimli olduÄŸundan, kısa sürede Fransa ve İngiltere hedeflerine ulaÅŸtılar. Bu kargaÅŸa ve isyanlar Osmanlı devletine ve Halife’ye verilen baÄŸlılık ahdine ihaneti içeriyordu. Fransa’nın gözünde Suriye, sömürge devletlerinden gelecek olan kaynakların aktarımı için bulunmaz bir limandı. İngiltere içinse kurmuÅŸ olduÄŸu kolonilerin devamlılığı için elde tutulması gereken geniÅŸ coÄŸrafyada bir parçaydı Suriye. Osmanlı devletine karşı yapılan isyanların bastırılmak için yardım bahanesi ile  bu topraklara girdiler.  Ve sonrası çeÅŸitli konferans ve müzakareler zinciri içinde adım adım Suriye’yi kopardılar. O gün için Osmanlı, çevresinden saldıran devletler ile mi yoksa iç tarafta isyanlar baÅŸlatan Araplar ile mi uÄŸraÅŸacağına karar veremedi. Üstüne üstelik kendi içinde İstanbul’da hainler saltanatı kıskaca almıştı. Böylesi bir reaksiyonlar zincirinde Suriyeli’ler ihanet etti ve ahdi bozdu. Yaşımın genç olmasına karşı çok güzel bir olayı fark ettim; İlahi adalet gün içinde deÄŸil zaman içinde oluyormuÅŸ; yıllar yılları kovalıyor ve kaderi İlahi adaleti tecelli ettiriyormuÅŸ.

Suriye’de ölen her insan için çok derin bir üzüntü hissediyor ve hala onları atalarımızın emaneti görüyorum. Uzanıp tutabilsem keşke her birinin elinden ve kurşunlara kendi göğsümü siper etme şansım olsa, hiç tereddütsüz yapardım.

İnsanların dedelerinin günahını çekmesine örnek mi oluşturuyor Suriye? Aynı Filistin gibi; onların dedeleri de 2. Abdülhamid Han hazretlerinin onca ‘’topraklarınızı satmayın’’ uyarısına rağmen topraklarını Yahudilere satmışlardı; aynı topraklarda şimdi bir Yahudi devleti var ve satanların çocuklarına fosfor bombaları atarak, derilerini yakarak katlediyorlar.

Suriye…  (Cuma günkü yazımda devam edecek)

*hadisi şerif: Kütüb-i Sitte Muht. Tercüme ve Şerhi, c. 17; s. 540

1 Yorum

Yorum yapın

(*) İşaretli alanları lütfen doldurunuz.

TÜRKİYE GÜNDEMİ