Anasayfam Yap  Sık Kullananlara Ekle Künye Arşiv Reklam
BELEDİYELER
EĞİTİM KÜLTÜR
EKONOMİ
GÜNDEM
RESMİ İLANLAR
RÖPORTAJLAR
SAĞLIK
SİYASİ
SPOR
YAŞAM

MAHMUT NEDİM TEPEBAŞI
nedim.tepebasi@hotmail.com -
17.10.2016 - 14:13

KAHRAMANMARAŞ’TA TRAFİK

İlk başta şunu ifade edeyim ki; Kahramanmaraş’ın trafik sorunu, imar planının doğurduğu engelli çocuğudur, bir de buna her önüne gelenin yersiz ve tutarsız müdahalesi ile yaptıkları imar tadilatları; bu çocuğu yatağa bağımlı kılmış ve felç etmiştir. Bir de bunların üzerine; şımarık, eğitimsiz, sonradan görme ve yeniyetmelerin kuralları ihlal etmesi eklenince trafik içinden çıkılmaz ve çekilmez bir hal almaktadır. Bitmedi bir de bunların üstüne, açıkça trafik suçu işledikleri halde doğrudan veya dolaylı, yalan beyanlar veya adam kayırma gibi olumsuzluklar eklenince iş daha da karmaşık bir hâl almaktadır.

Bu ifadeler için; kimse kusura bakmasın, benim kişilerle işim yoktur, görevi icabı benim gibi kişilerden daha fazla sorumluluğu olanlar bulunsalar da konu kamu hakkı olduğu için ben kamuyu savunma durumundayım, bu bir sorumluluktur!

Burada yazılan her ifadenin bir dayanağı vardır; sabah trafiğinde, o kalabalıkta, önünde olan her arabanın bir sağından, bir solundan girerek zikzaklar yapan, bazen yürekleri ağıza getiren sorumsuzların onlarcasını görebilirsiniz. 2015 yılı Ramazanı’nın ilk günü, trafik lambası da bulunan yan yoldan ana artere, 80-90 km hızla giren yeniyetme sürücü, daha park ettiğim yerden yeni hareket etmişken arabamın sağ burnun haşat etmişti. Sürücü, yeşil yanarken geçtiğini iddia edip durdu, ama kimse “Sen nasıl oluyor da yeşil yanıyorken bu hızla yola girdin?” diye sormamış olacak ki adamda hiç suç bulunmamış, üstelik ana arterde 20 km hızla giden birisi olarak bana yüzde yüz suç yazılmış. Tabi bu kayırmacılığın, sigorta acenteleri arasında yaşanmış olma ihtimali çok yüksek, çünkü araç sürücüsü işçi, patronun telefonla çağırdığı ve sigorta şirket elemanı olduğunu tahmin ettiğim kişi araç sahibi ve sürücüsüne hitaben; “Bu kaza hiç de sizin anlattığınız şekle uymuyor!” dediğini duydum. Tabi ben suçlu gösterildiğimi en yüksek kotadan kasko ücreti ödediğimde anladım.  Bunların olduğu bir toplumda trafik bu karmaşa dışında nasıl olacaktır?

Tespitlerim ve gözlemlerime göre sürücülerin %70-80’i trafik işareti kullanmıyor, aşağı yukarı aynı oranda sürücü, şehir merkezinde 80-90, bazı yerlerde 100 km hızın altına düşmüyor, kırmızı ışığa yakalanmasalar bunları kimse durdurması mümkün değildir. %30-40 sürücü kırmızı ışıkta durmuyor, bırakın yeşil ışığın yanmasını beklemeyi sarı ışık bile yanmadan hareketlenip geçiyorlar. Bir lambadan diğerine varana kadar, özellikle sabah trafiğinde, bir sol, bir sağ yapmak suretiyle altı, yedi, sekiz kere şerit değiştirenlerin haddi hesabı yok! Beni sollayıp geçen yeniyetmelerden biri aynaya vurduktan sonra camı açıp arkaya doğru bana seslenerek; “Git de ehliyetini yenile!” diye demeyi de ihmal etmemişti. Bu ve benzeri durumlar Kahramanmaraş trafiğinde yaşanan ve karşılaşılan sıradan hareketler haline gelmiştir.

Kahramanmaraşlı olup da başka ilde ikamet eden bir hemşerimiz yakın zamanda Maraş’a geldiğinde; “Kahramanmaraş’ta araba kullanmak çok zor, başta sürücülerin diğerlerine saygıları yok ve kural tanımıyorlar, ben buraya geldiğimde araba kullanmakta zorlanıyorum.” demiş.

Şu birkaç cümle içerisinde özetlemeye çalıştığım sürücü davranış bozuklukları bile insana ürküntü vermektedir, hele bir de her gün bunları yaşıyorsanız sinir sisteminizi altüst olmasını engelleyecek hiçbir durum yoktur.

Bu durumda; “Sen de bu kentte, bir dönem belediyecilik yaptın, bari sen konuşma!” denilebilir. Ben de “Eyvallah” derim ve kendimce savunma yapabilirim. Bu durumla ilgili bazı açıklamaları “Kahramanmaraş Dosyası” başlığı altında yayınladığım yazı dizisinde yaptım ama okunduğunu zannetmiyorum. Burası Maraş, başta toplum olarak kendi kuruntularımızı bilmek zorundayız. İstanbul’dan belediyeci arkadaşlar bu yazı dizisini takip ettiler, zaman zaman benimle görüştüler, kitaplaştırma durumunu sordular ama bizim içimizden hemen hiçbir tepki olmadı. Evet, burası Maraş! Her neyse; “Bükemediğin bileği öpeceksin!” diye bir söz var, ancak bizim bilek bükmeye de öpmeye de niyetimiz yok, doğru olduğuna inandığımızı söyleriz, sözümüzün arkasında da dururuz, o kadar.

Kahramanmaraş’ta imar ve trafik konusu çözülebilir mi? Çıkmadık candan umut kesilmezmiş, inşallah öyle olur. Yeni yerleşim yerleri eski yerleşim yerlerine rahmet okutacak durumda, hangi apartman kaldırılabilir ki yollar düzelsin de trafik de düzelsin. Dr. Mustafa Meydanı, Müftülük Meydanı, Kıbrıs Meydanı yetmezmiş gibi bir de adını bilmiyorum yeni yerleşim yerlerinden birine yapılan bir kavşakta olabilecek kazalardan, felaketlerden “Allah korusun!” başka ne diyebilirim!

Bunları niye yazıyorum; sürekli gündemde olan bir trafik konusunda acaba dikkate alınır mı diye yazıyorum, hiç değilse denilmedi denilmesin!

Öncelikle trafik konusu gerçekten konusunda uzman kişiler ve çözüm üretebilen kişilerle, teklifler karşısında alınganlık gösterilmeden, karşılıklı anlayış ve fikir alışverişi içerisinde bu alanda sözü olabilenlerle yapılmalıdır. Kahramanmaraş Dosyası seri yazımızda sözünü ettim; her işi teknik eleman çözer mantığından vazgeçmek gerekir öncelikle. Şu andaki trafik karmaşasını teknik elemanlar üretti, elbette art niyetle değil, yapalım, sorunları çözelim derken ortaya bu olumsuzluklar çıktı! Benim de görevde olduğum zamanda, uzman kişilere yaptıralım düşüncesiyle ihale açıldı. O günün parasıyla yüklü bir para ödendi ihaleyi alan kişiye. Durum ortada. Zamanın üst yöneticisi bu çarpıklığı doğuran teknik elemanlara destek verdi. Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü bana bağlı iken yapılan çalışmalar sır gibi benden saklandı. Birkaçına, gelişmelere bağlı olarak müdahil olma durumu hâsıl oldu. İşi yapan kişi sonunda bana ;”Baştanberi ben sizinle niye çalışmadım ki?” dedi.

Emniyet Müdürlüğü kavşağı olarak isim yapmış olan Hasan Sükûti Meydanı ile Müftülük yani Hafız Ali Efendi Meydanları düzenlenirken Mimar Adil Öner Bey kaç defa telefon etti, yardımcı olmak istediğini söyledi. Fakat üst yönetici görüşmedi. Hâlbuki bir dinlenilseydi ne olurdu, ne kaybedilirdi? Kaybeden dinlemeyenler oldu, kentimiz oldu, halkımız oldu.

Bu kadar girişten sonra bunu burada bırakayım, merak edenler Yorum Gazetesi’nin sitesinden “Kahramanmaraş Dosyası” seri yazımdan konuyu takip edebilirler.

Eski Otogar’ın yani şu andaki Pİazza AVM’nin yerini satıp parasını alınca, üst yönetici Belediye Meclis Üyelerini üçer kişiler halinde çağırdı, bu para ile ne yapılabileceğini sordu. Beni en son grupta çağırdı ve en son bana söz verdi. Meclis üyesi arkadaşlardan birisi; değişik görüş belirtenler olup olmadığını sorunca o da sadece benim farklı görüş bildirdiğimi söyledi.

Peki, ben ne demiştim?

Ben o gün; “Belediye Sosyal Tesislerinin bugünkü Onikişubat Belediyesi Hizmet Binası olarak kullanılan yerin hemen karşısından itibaren, gerekirse petrol istasyonu da kaldırılarak, Şazibey Camiinin istikamet alınmasını ve merkeze iniş yolunun buradan verilmesini, yeni yerleşim yerine çıkışın da Trabzon Caddesi-Kıbrıs Meydanı-Ulu Cami istikametinden verilmesini arada kalan boşluğun da alan olarak düzenlenmesini teklif etmiştim. Trafiğin rahatlaması için ben hâlâ aynı görüşteyim ve teklifimi yineliyorum. Dikkate alınır alınmaz, orası benim konum da değil işim de değil. Gazetede yazmamın sebebi de kayda geçmesi içindir, bunu da açıkça söylüyorum. Bu güzergâh takip edilirse Şazibey Camii tarafından Arasa Camii istikametine gelen olumsuz trafik akışındaki sorun da kendiliğinden çözülmüş olacaktır.

Emniyet Müdürlüğü Trafik Şube Müdürlüğü’nün teklifiyle Arasa Camii-Şazibey Camii istikametini İl Trafik Komisyonu’nda tek yön kararı almıştık. Üst yönetici kime nasıl ya da neden söz verdiyse acil toplanan komisyonda söz konusu kararın kaldırılmasını sağlamıştı. O gün bugün bu güzergâhta olumsuzluklar artarak yaşanmıştır ve devam etmektedir. Trafik akışında en olumsuz kararlardan biri maalesef budur. Aynı güzergâhta bir diğer olumsuzluk ara bir bağlantı ile o yolun Ulu Cami istikametine bağlanması, bir diğeri ise heykelin etrafından en olumsuz şekliyle verilen bağlantıdır.

Eğer Sosyal Tesisler istikameti değerlendirilmeyecekse Kıbrıs Meydanı’nın eski haline getirilmesi belki de en uygun olanı olacaktır. Kıbrıs Meydanı şu andaki hale getirildiğinde, yapılan değişikliğe çok övgüler dizilmişti ama gelinen durum ortada!

İlimiz konum itibarıyla battı çıktı tabir edilen kısa köprülerin yapımına çok müsait. Bu işlerin içinde olan, bizim dönemde birlikte çalıştığımız bir arkadaşla bu konuları yakın bir zamanda konuşmuştuk, o arkadaşımız bunların, fazladan masrafa gerek olmadan, belediye ekip ve imkânlarıyla bile yapılabileceğini söylemişti, ben de aynı kanaatteyim.

Trabzon caddesinde trafik akışının rahatlaması için İş Bankası yanındaki tali bağlantı yol kapatılıp eski hale dönüştürülmelidir.

Zübeyde Hanım Caddesi tekrar çift yol haline yani eski haline döndürülmeli, ara sokaklardan yoğun trafik akışının ve ana artere olumsuz etkisinin de önüne geçilmelidir.

Şehir merkezinde ücretsiz otoparklar oluşturularak ana arterlerdeki parkomat uygulamasına son verilmeli, bu yollar üzerine park yasağı getirilerek trafik akışı sağlanmalıdır. Özellikle Trabzon Caddesi üzerinde bir sıra parkomat işgali, bir sıra da vatandaşın geçici olarak park etmesi sebebiyle uzunca bir güzergâh, çoğu zaman tek şerit halinde çalışmaktadır ki bugünkü olumsuzluğun en önemli sebeplerinden birisini bu düzensizlik oluşturmaktadır.

Yine sözünü ettiğim dosyada yazdım, Arasa Camiinin güneyinde otopark olarak kullanılan yerden, Kültürpark denilen yerin güneyinden Balıkpazarı olarak bilinen yere kadar geniş alanda yeraltı otoparkı yapılmalıdır derim. Dediğim gibi değerlendirmeye alınır alınmaz bu benim işim değil. Denilmedi denilmesin yeter ki. Arasa camiinin altındaki alanın da imar tadilatı yapılarak otopark diye imara işlenmesini Belediye Meclisine biz teklif etmiştik. Her ne hikmetse itiraz edilmeden kabul edilmişti, iyi ki de kabul edilmiş.

Bu yazıyı kentimizde düzenlenen “Trafik Çalıştayı” öncesinde yazmışım, her ne hikmetse yayınlanmamış, belki de gününe yetiştiremediğim için vazgeçmişimdir. Bugünlerde trafik konusu konuşulduğu için aklıma düştü, yazıyı arşivden buldum, “çalıştay” ifadelerini kaldırarak güncelledim. İnşallah bir faydası dokunur. Diyecek başka sözüm zaten olamaz.




Etiketler :
ÖNCEKİ YAZI
SONRAKİ YAZI
RAMAZAN FIRSATI



DİĞER YAZILARI
  
   
1.KAHRAMANMARAŞ’TA TRAFİK...Devamı
17.10.2016 tarihli yazısı.
2.RAMAZAN FIRSATI...Devamı
6.6.2016 14 tarihli yazısı.
3.DUA MI BEDDUA MI...Devamı
16.5.2016 1 tarihli yazısı.
4.MİLLET OLMAK...Devamı
14.3.2016 1 tarihli yazısı.
5.Maraş ve Kahramanlık...Devamı
9.2.2016 17 tarihli yazısı.
6.Herkesin Bir Dayanma Gücü Vardır...Devamı
29.1.2016 1 tarihli yazısı.
7.BURADAN SÖYLÜYORUM...Devamı
7.1.2016 14 tarihli yazısı.
8.Tevbesiz Yağmur Duası...Devamı
28.12.2015 tarihli yazısı.
9.Hatırı Sayılmak...Devamı
19.10.2015 tarihli yazısı.
10.Cami ve Cemaat...Devamı
13.10.2015 tarihli yazısı.
FACEBOOK YORUMLARI
YORUM YAZ
Nick :
Yorum :
Güvenlik Kodu : s8P0l 
 
   
YORUMLAR
Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılamadı...


Eklenme Tarihi : 17.10.2016
Güncelleme Tarihi :
Sitene Ekle :



  Yorum Gazetesi
Copyright © 2017   

http://www.yorumgazetesi.com/

yorum46@hotmail.com  
Haber Kategoriler

  • BELEDİYELER
  • EĞİTİM KÜLTÜR
  • EKONOMİ
  • GÜNDEM
  • RESMİ İLANLAR
  • RÖPORTAJLAR
  • SAĞLIK
  • SİYASİ
  • SPOR
  • YAŞAM


  • Künye
  • Reklam
  • Arşiv
  • Sitene Ekle
  • İletişim