13 Kasım 2011 tarihli “Cezaevi Günlüğü” diye yazı yazmıştım. Cezaevi ile ilgili vatandaşın çektiği sıkıntıdan bahsetmiştim. Çok şükür ki duyarlı yetkililerimizden biri bu durumu dikkate alarak bir atılımda bulundu. Cezaevinin giriş kısmı baştan aşağı onarıma ve yenilemeye tabi tutuldu. Bu anlamda vatandaşın çektiği sıkıntıyı bir nebze olsun hafifletme adına da olsa başta cezaevi Müdürüme ve duyarlı yetkililere teşekkür ediyorum. Sizinle fikrimi paylaşma bağlamında bu noktada da yazımızın tekrar yayımlanması gereğini hissettim.
Cezaevi Günlüğü
Allah düşürmesin eğer yolunuz düşerde bir cezaevine giderseniz şunları göze almak zorundasınız. Çile, eziyet…
Bir yakınınızı ziyarete gittiğinizde saatler öncesinden evden çıkıp cezaevinin önünde sıraya geçmek zorundasınız neden? Daha önceki yazılarımızda olduğu gibi kuyruk… Eğer geç kaldıysanız daha sonraki gruplara kalıp saatlerce beklemek zorundasınız. Onun için erken gelmek büyük avantaj. Sıraya girdiğinizde öyle insanların kavgalarına, tartışmalarına şahit oluyorsunuz ki gülersiniz sadece ama cezaevinde yatan yakınınızı eğer sık sık ziyaret ediyorsanız buradaki insanlara yavaş yavaş ayak uydurmaya başlıyorsunuz. Yani olur olmaz yerde bir bakmışınız sizde tartışmanın içerisindesiniz. Herkes sıradayken içeri girilmeye başlandığı zaman aranıza biri girer ben bu sıradayım der ama sen sonradan geldin dediğinizde şöyle cevap alırsınız. Benim burada bir tanıdığım var sabah erkenden buradan bana sıra alır gider. Sanki bankada sıra fişi alıyor. Yani sırayı yazan birisi bile yoktur aslında. Ama araya kaynak yaparlar. Buradaki eziyet içeri taşınır bir anda.
İçeriye girmek için kimlik bulundurmak zorundasınız, eğer evli iseniz evlilik cüzdanı, akraba iseniz ikametgâh belgesi gerekmektedir. Bunlar olmadığı takdirde kuş olsanız içeri giremezsiniz. Dışarıdaki gardiyan bunları kontrol eder ama çoğunlukla diğer belgeleri kontrol etmez, ne zamanki belgeyi yanınızda getirmediğinizde. Belge yanınızda yoksa vay halinize. Kimlikleriniz içeri verilir asker tek tek isimleri okur içeri girersiniz. Girişte sizi ararlar ve şunu söylerler; üzerinizde bir şey varsa onu emanete bırakın bir şey kalmasın. Kardeşim bunu söyleyeceksen niye aradın söylemen yeterli bence. İçeri girersiniz asker kayıt yapar ve size sorar içerideki şahsın neyi olursunuz, adresiniz, telefon numaranız vs. bilgiler alınır. Karşı tarafa geçersiniz aynı sorular tekrar sorulur ve gardiyan tarafından bilgisayara işlenir. Parmak izi alınır, imza atılır size bir kart verilir. Daha sonra bekleme salonuna geçersiniz. Orada grup sayısı tamamlanana kadar beklersiniz. Bu arada da getirilen kıyafetler, eşyalar tek tek aranır askerler tarafından. Evde tertemiz özenle ütülediğiniz kıyafetler dağılır. Onları dürmeye çalıştığınızda şu ifadeyi duyarsınız dürmene gerek yok içeride tekrar aranacak. Neden o zaman burada arıyorsunuz. Eşyalar burada bırakılsın gereği yapılsın vatandaşa neden bu eziyet anlamak çok güç olsa gerek. Bütün bu işlem yapıldıktan sonra arama kabinine geçilir sizi baştan aşağı ararlar oradan görüşme salonuna doğru yol alınır. İleride birde bakarsınız ki bir arama merkezi daha.
Ayakkabılar vs. her şey çıkartılır. Tekrar aranırsınız oradan size verilen kartla parmaklar okutulup geçilir. Eğer parmak okuyucunuz çalışmazsa tekrar tekrar dönmek zorunda kalırsınız aynı işlemleri tekrarlarsınız. Ziyaretine geldiğiniz kişi görüşme kabininde sizi beklerken sinir strese girer sizde bu işlemleri yaparken sinir strese girersiniz. Zaten görüşme süresi 10-15 dakika. Nihayet içeri geçersiniz size sorarlar kime geldin isim verirsiniz size numara verilir oraya gidersiniz. O da ne oradan, çıkamazsınız görüşme kabininden çıkamazsınız, başka kabinde biri ile görüşemezsiniz.
Görüşmeniz bittikten sonra dışarı çıkarken yine parmak izinizi okutmak zorundasınız eğer okumadıysa dakikalarca beklemek zorundasınız. Yan taraftaki kapıyı açmak için belki on dakika belki yirmi dakika. Daha sonra geldiğiniz yerden giderek çıkışa ulaşırsınız dışarıya çıktığınızda kendinizi öyle özgür hissedersiniz ki bu inanılmaz bir duygu. Evet, bizim cezaevindeki bir günümüz böyle sıkıcı ve eziyet verici iken, ya içeridekiler için durum nasıldır acaba. Yıllarca içerde kalmak, değil insana ceza vermek hayat ölümünü seyretmekten başka bir şey değildir herhalde. Saygı ve sevgilerle…
