Mine DEMİR

Mine DEMİR

E-posta: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Perşembe, 10 Mart 2011 21:19

Fethiyeler Ağlamasın

Sevgili annelerimize

Bugün etkinlik esnasında sözlü anlatım çalışması yapıyorduk yeni gelen grupların birisiyle. Konumuz: Anne Çocuklarımız birkaç gün annelerinden habersizce annelerini gözlemlemişlerdi. Hepsi kıpır kıpır, bir şeyler söyleyebilme heyecanını içlerinde yaşıyorlardı.

Çocuklarım sırasıyla söz alıp esprili bir şekilde duygu ve düşüncelerini dile getirirken hemen yanımdaki Fethiye’nin sessiz kalması dikkatimi çekti. Kızım, sen neden sessizsin? Diye sorduğumda ben konuşmam öğretmenim, dedi. Sonra ben gayet yumuşak bir dille-biraz da espriyle- annen gelse ve bana sorsa: ”Hocam, benim kızım nasıl?” dese. Ben de ona: “Senin kız, hanım hanımcık gelir, sessizce oturur, kalkar gider.” desem acaba ne der? Bana buradaki işimi hatırlatmaz mı? Diye sordum. Cümlem bitmeden öğrencimin gözlerinin kızardığını görünce yanıma aldım, elimi boynuna attım Ağlayarak: ”Öğretmenim, annem benimle bazen ödevimi sorduğumda konuşur. Bunun haricinde konuşmaz.” Dedi. Tabii ben, ortamı yumuşatmaya çalıştım. Önce seninle bir anlaşma yapalım Fethiye dedim. Benim şu günlerde senin gibi küçük bir arkadaşa ihtiyacım var. Benim arkadaşım olur musun? Başını hafifçe salladı, bir aşağı bir yukarı. Belli belirsiz gülümseme belirdi yüzünde. Bak, her hafta merkeze geldiğinde benim yanıma teneffüslerde muhakkak geleceksin. Ayaküzeri sohbet edeceğiz seninle. Bu sohbet neticesinde sen, bana yazmam için malzeme getirmiş olacaksın. “Evet. Sonra…” Sonra da bir yazı hazırlayacağız seninle. Ve bu yazı da ikimize ait olacak, gazetede adın geçecek. Nasıl? Anlaştığımızı belirten bir beden diliyle cevap verdi. Belli ki konuşmaya hala çekiniyordu; çünkü hep ağlıyordu Fethiye. Saçlarını okşadım, iki yanağına da kocaman kocaman öpücükler kondurdum. Ağlama devam ettiği için Volkan Bey’e (Rehber Öğretmen) göndermek istedim; kabul etmedi. Sadece sizinle konuşurum dedi, zoraki. Annesinin kendisini her zaman çok sevdiğini, fakat biz annelerin günlük koşuşturmacalardan kendi çocuklarımızı göremediğimizi vurgulamaya çalıştım.

Çalışırken de bir şeyin farkına vardım: Biz anneler, çalışırız işlerimizde başarılı olmak için ter dökeriz. Evlerimize geliriz, evle ilgileniriz en ince ayrıntısına kadar. Akşam eşlerimiz eve gelir, sanki çocuğumuz gibi öyle bir ilgi beklerler ki bizden hiç sormayın. Her şeyle ilgileniriz de şuracıktaki çocuk ya da çocuklarımızı unuturuz. Onları yediririz, giydiririz. Derslerine çok ihtimam gösteririz, komşuyla yarışmak için. Ruhlarına el atmayı bir türlü düşünemeyiz. Onlara bakarız ki büyüyüvermişler. Ne zaman büyüdüler Allah’ım bu çocuklar, deriz kendi kendimize. Zira daha dün gibiydi onun doğumu, ilk kucağıma aldığım gün, diye güleriz ve şaşırırız.

Çocuklarınız da onların kendilerini sevdiklerinin farkındalar; fakat… ev işlerinden, günün yorgunluğundan onlara zaman ayıramadığımızı biliyorlar. Çok güzel yemekler yaptığınız için sadece midelerinin bayram ettiklerinin de bal gibi farkındalar.

Evet sevgili anneciğim, hiç üzülme, ben de asla sizlerden farklı bir anne olamadım. Bugün Fethiye’nin gözyaşlarında kendi çocuklarımı gördüm. Herkesle ilgilendim de bir tek kendi çocuklarımla ilgilenemedim. Sonrası da oğlumun ben Mine Öğretmeni evde isterim, sitemine maruz kaldım. Eve gittiğimde çocuklarımdan ilk defa özür dileyeceğim, tabii affederlerse. Ne dersiniz, hep beraber çocuklarımızdan özür dileyelim mi? Henüz yolun başındayız, geç kalmış sayılmayız.

Aşağıdaki şiir bu yazıyı okuyup da özür dileyen annelere armağanımız olsun.

Çocuklar Sizin Çocuklarınız Değil

Çocuklar sizin çocuklarınız değil,

Onlar, kendi yolunu izleyen hayatın oğulları ve kızları.

Sizin aracılığınızla geldiler; ama sizden gelmediler.

Ve… sizinle birlikte olsalar da,

Sizin değiller.

Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.

Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.

Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.

Çünkü ruhlar yarındadır.

Siz ise yarını düşleriniz de bile göremezsiniz.

Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz; ama sakın onları kendiniz gibi olmaya

Zorlamayın.

Çünkü hayat geriye dönmez,

Dünle de bir alışverişi yoktur.

Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok

İlerilere atılmış oklar.

Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür.

Ve o yüce gücü ile yayı eğerek ,

Okun uzaklara uçmasını sağlar.

Okçunun önünde kıvançla eğilin.

Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar,

Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever

Şair : Halil Gibran

6 yorumlar

  • Yorum Bağlantısı Cuma, 05 Ağustos 2011 08:40 yazan ALİ BAŞÇIL

    MİNE Hanıma bende tşk ederim fethiye yazısı için tümsiad iftar çadır haberini oklurken dikkatimi çekti ilk defa denk geldi okudum yazısını beğendim çalışmalarında başarılar dilerim ama yorum yapan kardeşlerimizide okudum da yorumlar bir partiyi karalama yönünde siyasi olmasa daha etkileyici yorumlar olup yorumları okumaya,yorum yapmaya teşvik edici olsa dahada güzel olur diye düşünüyorum.Şunuda belirteyim işinde gücünde olan siyasetle ilgisi olmayan oy zamanı oyunu atan biriyim bundan dolayıda bazı kesimlerden eleştiri alıyorum şimdilikama yapacak birşey yok

  • Yorum Bağlantısı Cumartesi, 28 Mayıs 2011 18:44 yazan necla

    mine hanım merhaba;bu ülke de bir yılda 20 milyar dolarlık tarım ürünleri ithalatına para ödeniyor.kime ödüyoruz sevgili hemşerilerim ABD ,RUSYA VE BEREZİLYA ya ödüyoruz.
    bunun 5 milyar dolarını türk çiftçisine ver,bırak türkiyeyi bütün ortadoğuyu beslesin.et ithal ediyoruz.ak-parti üreten toplumdan tüketen toplum yaptı bizi,evet bende ak-partiyue oyumu vermiştim ama şimdi vermiyeceğim.

  • Yorum Bağlantısı Salı, 17 Mayıs 2011 16:53 yazan ayşenur

    mine hanım merhaba,yazılarınızı takip ediyorum mine hanım sizi çok seviyorum bir kmaraşlı olarak.mine hanım bende bir emekliyim.mine hanım inşallah bizim de sesimiz kulağımız olursan memnun oluruz.mine hanım vallahi ve billehi geçinemiyorum.yıllarca da sağ partilere hep oyumu veriyorum ama bana insanca yaşayacak bir ücret vermiyor.birde çocuk okutuyorum.mine hanım.ak parti 9 yıldır iktidarda.bizlere hiç zam vermedi.bir devlet emeklisine emekli olduktan sonra daha çok bakması gerekmezmi mine hanım.bende bu defa oyumu CHP ye vereceğim.partileri namus olarak görmeyeceğim.çünkü öyle görüyordum.kafeste keklik nasıl olsa kmaraş da oyumuz keklik dettirmeyeceğim.inanın benim gibi binlerce emekli bu defa ak partiye oyunu vermeyecektir.sebebi geçinemediğimiz içindir.mine hanım emeklilerin sesini de duyurursanız memnun oluruz.kmaraşda çok emekli vardır.bunu unutmasınlar

  • Yorum Bağlantısı Pazartesi, 09 Mayıs 2011 17:14 yazan mehmet

    mine hanım yazılarınızı devamlı okuyorum,yalnız size bir sorum olacak cevaplarsanız çok memnun olurum.şimdiden vereceğiniz cevap için teşekkür ederim mine hanım bir kmaraşlı hemşerin olarak.
    akp döneminde işlenen kadın cinayetleri akıl almaz derecede çoktur acaba sebebi neden mine ablam.ablacığım seçim geliyor halkımız çok cahil halkımızı 2 kilo mercimek 2 kilo makarna 2 kg yağ vs bununla oylar alınıyor heryerde böyle bu demokrasiye nekadar uygundur ablacığım sayğı ve sevgiler sunarım allaha emanet olunuz

  • Yorum Bağlantısı Cuma, 29 Nisan 2011 08:24 yazan müjde çokyaşa

    Öncelikle yüreğinize ve kaleminize sağlık.Anne kimliğimle şunları söylemek istiyorum evet Fethiyeler ağlamasın ama sizin gibi öğrencinin ruhuna inmeyi başarabilen öğretmenlerimiz çoğalsın.Bu memleketin sizin gibi öğretmenlere çok ihtiyacı var.Anneler geleceğin mine öğretmenlerine sahip çıkalım.saygılarımla.müjde çokyaşa

  • Yorum Bağlantısı Salı, 26 Nisan 2011 22:52 yazan mehmet

    merhaba;
    mine hanım yazılarınızı zevkle okuyorum.seçim sıtartı verildi,halkımızı bilinçlendirseniz bugünlerde daha güzel olur diye düşünüyorum.mine hanım 3 gün ülkemizin çeşitli yerlerinde olaylar oldu.biliyorsunuz.ne içişleri nede başbakan bir demeç vermedi.sizden ricam ysk yasakladığı kişilerin tekrar karar değiştirerek mvli olmasını sağlayacak karar verdii.allahını seversen bunun hakkında bir okurunuz olarak yazınızı bekliyorum sayğılar sunuyorum

Yorum yapın

(*) İşaretli alanları lütfen doldurunuz.

JA Tabs3

TÜRKİYE GÜNDEMİ

KİTAP TANITIMI


Kahramanmaraş’ın Kurtuluş Öyküleri
Kitab’ın Önsözü Kendini Kurtaran Şehir Kahramanmaraş’ın kurtuluşunu anlatan öykülerin tamamı gerçek yaşamdan alınmıştır. Bu olayların derlenmesinde kişisel birikimlerimin yanı sıra, Dr. Yalçın Özalp'in gazilerle yaptığı kurtuluş savaşı derlemelerinden de yararlandım. Öykülerimiz Maraş'ın kurtuluş savaşını konu edinse de ben evrenselliği öne çıkarmaya özen gösterdim. Irkı, rengi, dini, bayrağı ne olursa olsun; düşmanın eline geçen her kentte ırza geçmeler, işkenceler, yaralamalar, öldürmeler olmuştur, olmaktadır da... Oysa dünyanı...