M. Kemal ATİK
E-posta: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Terör –Anarşi- Egoizm
Sevgili okuyucular, sosyal ve milli vicdanı tahrip eden iki illet ile karşı karşıyayız. Bu iki illete ister terör deyin, ister anarşi deyin, ya da Kur’an’ın ifadesiyle “fitne ve fesat” deyin hepsinin hedefi birdir. Bir de bunlara egoizmi eklersek bu terimlerin akraba kavramlar olduğu görülür. Sonuçta hepsinin amacı, milletimizin çözülmesini, bölünüp parçalanmasını, insanlar arasında varolan sevgi ve sevincin ıstıraba çevrilmesini, vatanımızın kana bulanmasını, bireysel ve toplumsal vicdani bağlarımızın koparılmasını ve insanlarımızın birbirlerine yabancılaştırılmasını gerçekleştirmektir.
Otuz yılı aşkın süredir devam eden terör ve anarşinin ülkemiz için, halkımız için en büyük felaket olduğunu, Sosyal ve milli dokumuzu tahrip eden en büyük düşman olduğunu millet olarak biliyoruz. Teröristlerin eşkıyalık adına, bireysel egoizmleri adına hareket ederek ortalığı yakıp yıkmakta olduklarını, nice ocakları sündürdüklerini çok iyi bilmekteyiz. Sureti insan işleri eşkıyalık olan bu insanların amacının mukaddes bir güç ve şuur etrafında birbirine kenetlenmiş olan halkımızın ahengini bozmak ve devletimizi güçsüz kılarak parçalamak olduğunu millet olarak bilmekteyiz.
Egoiste gelince, onun da tek bir amacı vardır: Kendini beğenmek, sen-ben kavgasına kapılmak, bireysel mutluluğu için mal ve mülk edinmek, küçük dünyevi hesaplar peşinde koşmak, makamı, mevkii ve şöhreti, vatan, millet, bayrak, din ve dilden üstün görmek, kendinden ve kasasından başka tasası olmamak, din ve devleti, mülk ve milleti kendi egolarına feda etmek, başkalarının haklarına tecavüzü, toplumun ortaklaşa değerlerine saldırıyı kendi bencil özgürlüğü olarak görmek.
Devletin ve ulusun gözü önünde halkın kanını emenler, ortalığı yakıp yıkanlar, toplumun malına, mülküne zarar verenler yukarıda anlatmaya çalıştığımız insan tipleridir. Bu insanlar çevresiyle uyumlu olmayan, kendisine bile saygısı olmayan, doğru hedeflere eğri yollardan gitmeye çalışan, özetle yolunu ve metodunu yanlış hedefe salanlardır.
Bu insanların dışında, toplumla iç içe yaşayan ancak, sahip oldukları bazı davranışlardan dolayı bilerek veya bilmeyerek toplumda anarşi yaratan bir takım egoistlerin bazı vasıflarını da burada zikretmek istiyorum. Bunların gönlü fesatla dolu olup gözü hakkı gözetmez, kulağı doğru söz duymaz, dili yalan söz söylemekten doğruyu telaffuz etmez, içi fitne ve fesat, kindar, ikiliği, benliği, bencilliği bırakmaz, tatlı sözlü güler yüzlü olamaz, nifak ve öfke dolu, çevresiyle kavgalı, şekilci, ama samimi değil. Adam öldürmeyi, yolsuzluğu, bencilliği, benliği, vurdumduymazlığı her türlü değerin üstünde tutar.
Tüm bunların nedeni insan olarak bilim ve irfanı, günden güne yitirmemizdir. Cehalettir. Eğitimsizliktir. Bilindiği üzere eğitim bilimin ve sevginin yüceliğine giden yollardaki engelleri kaldırır. Kişiyi bir vicdan ve insanlık muhasebesine tabi tutarak geleceğe yönlendirir, özgür düşüncesini ve toleransını kaybetmeden, her gün yeni bir atılım ile bilimi her türlü değerin üstünde tutan ilim-irfan sahibi bireyler yetiştirir. Bir ulusun, tarihi deneyimi içinden süzülüp getirdiği dini ve ahlaki değerlerini, ortak tavırlarını, hareketlerini, hangi davranışların doğru, hangilerinin yanlış olduğunu, helal-haram akidesini, ahlakın iyi kötü, hukukun haklı haksız, estetiğin güzel çirkin, bilimin doğru yanlış tarzında ortaya koyduğu normları eğitim, öğretir. Eğer bu normları, bu değerleri ihmal ederseniz o zaman toplum dini ve ahlaki duygulara yabancılaşır, ahlâki sosyal karakterini kaybeder. Bireysel egoizm ve terör işte o zaman artar, toplum fesada o zaman uğrar. İster istemez egoizm ve anarşiyi davet edersiniz.
Bize göre bir toplumda savaşın, terörün, anarşinin, dövüşün, kavganın ortaya çıkış nedeni tekrar edelim eğitimsizliğin getirdiği sevgi ve uzlaşmanın o toplumda yok olmasındandır. Bunun çaresi ise, birlik ve beraberliğinin harcı olan sevgiyi, imanı, saygıyı, insanımıza, gönül diliyle, birlik diliyle, dostluk diliyle konuşmayı öğretecek bir eğitimi vermektir.